Olmuyor değil mi? Bi yerden sonra bi şeyler fazla geliyor. Acıların, üzüntülerin, kalp kırıklıkların ağır basıyor. Dayanamıyorsun. Bu sevginin altında eziliyorsun, günden güne ve yavaş yavaş kayıp gidiyor ellerinde o. En kötüsü de dur diyemiyorsun çünkü biliyorsun dönmeyeceğini. Sana “onu göndermemeliydin” demiycem. Gitmek istemese bi yolunu bulup gitmezdi. Ne olursa olsun katlanırdı acılara. Bundan önce de acılar çekmişti, ona katlanan buna da katlanırdı. Çok mu yoruldu yoksa? Hiç mi gücü kalmamıştı? Belki de evet güçsüzdü. O bu noktada haklıydı. Senden beklediği sadece birazcık destekti belki de. Belki biraz sevgi, belki biraz umut, belki bi yudum su. Peki ya sen kimdin onun hayatında? Yıllarca arayıp bulduğu mu yoksa sevgiyi ararken seni bulup sevdiği mi? İlkiyse gitmez zaten eğer ikincisiyse yani sen o birini sevmek isterken sen çıktıysan karşına tutamazsın, uğraşma bile. Hem de ilk fırsatta gider. Nasıl mı? En ufak bi bahaneyle. Tabi bu sana göre ufak bi bahane. “Yoruldum artık”, “Dayanamıyorum, olmuyo, yapamıyoruz”, “Ara verelim”, Bu böyle uzak gider. Bunlar ayrılık sebebi değildir ki, olamaz. Onun sen geldiğinden beri kafasında kurduğu senaryolardır bu. Bilirsin insanlar yeri geldiğinde profesyonel oyuncu olabilirler. Ya da profesyonel yalancı desem daha mantıklı olur. Hayat bi sahne gibidir değil mi? Girerler, rollerini oynarlar ve geriye bakmadan çıkarlar sahneden. Sen sadece izlecisindir. Bak şimdi perde kapandı. Şimdi senin yapmak gereken alkışlamak ve bu oyunun diğer perdesini beklemek. Unutma sen sadece izleyicisin. Ve bi gün bu oyun biticek. O günü beklemekten başka hiçbir çaren yok.